Evden nasıl çalışıldığını hiç merak ettiniz mi? Uzaktan çalışma veya tele-iletişim olarak da bilinen bu yöntem, çalışanlara daha fazla esneklik tanırken iş verenlerin de tasarruf etmesini sağlar. Fakat bu avantajlara rağmen, dikkat dağınıklığı ve izolasyon gibi üstesinden gelinmesi gereken sorunlar da vardır: Aşağıda paylaştığımız ipuçları, bu bakımdan size yardımcı olabilir.
2020 yılında evden nasıl çalışılacağını öğrenmek için okumaya devam edin. İsterseniz bu adresten evden çalışma istasyonu çözümlerimize doğrudan göz atabilirsiniz.
Teknoloji, evden nasıl çalışılacağı sorusuna verilebilecek en iyi cevaptır. Dijital araçlar bizi hayatımızın her alanında birbirine bağlıyor; bu nedenle çalışma şeklimizi değiştirmelerine de şaşmamak gerek. Bir zamanlar çok pahalıya mal olan uzun mesafeli bir telefon görüşmesi, artık ücretsiz ve görüntülü bir sohbet şeklinde yapılabiliyor. Kuryeyle bir paket gönderip yerine ulaşmasını beklemek yerine, artık anında paylaşılabilir bulut depolama ve mesajlaşma hizmetleri kullanıyoruz. Diğer bir deyişle, artık herhangi bir yerde gerçek zamanlı olarak çalışabiliriz.
Tele-iletişim. Uzaktan çalışma. Evden çalışmak. Bunlar kurumlarda moda olan sözcükler veya sosyal medyadaki tuhaf tiplerin tekrarladığını boş vaatler değil. Tam aksine, istihdamın 21. yüzyıldaki yeni gerçekliğini vurguluyor: Çalışma şeklimiz sonsuza kadar değişiyor.
Uzaktan Çalışmak Nedir?
Tele-iletişim diye de bilinen uzaktan çalışma, bir şirkete veya iş verene ait herhangi bir işi şirket dışındaki bir konumdan yapmaktır. Geniş anlamda değerlendirecek olursak, uzaktan çalışma evden, kafeden veya otel odasından çalışmayı da içerir. Uzaktan çalışma, çalışanların veya iş verenlerin ihtiyaçlarına bağlı olan özel koşullara göre tam zamanlı, kısa zamanlı, esnek veya geçici olabilir.
Dijital teknolojiler sayesinde, evden çalışarak uzaktaki işleri tamamlamak için artık çok daha fazla seçeneğimiz var.

Neden Evden Çalışmalısınız?
Tele-iletişimin açıkça belli olan bazı avantajları vardır. Aksi takdirde, onu kimse tercih etmezdi. Aşağıda insanların evden çalışmayı tercih etme nedenlerinden bazılarını görebilirsiniz.
Esnek Çalışma Programı
Uzaktan çalışan çoğu kişi için en önemli avantaj, kendi alanlarında kendi zamanlarına göre çalışabilme esnekliğidir. Çalışanlar, verimliliklerini en üst düzeye çıkarmak için programlarını ve çevrelerini kendi evlerinin rahatlığında ayarlayabilirler.
Çoğu zaman iş yapmak, çıkış saatini beklemek yerine sonuç elde etmeye dayalı olacaktır. Yani yapılan iş, çalışanın bir ofiste ne kadar meşgul göründüğüne göre değil, o işten elde edilen faydaya göre değerlendirilmelidir.
“UZAKTAN ÇALIŞANLAR, UZAK İŞLERİN SAĞLADIĞI ESNEKLİK VE KOLAYLIĞA DEĞER VERİYOR. İŞLERİN YÜRÜMESİ İÇİN EKSTRA ÇABA SARF ETMEYE HAZIRLAR. YANİ KAYBEDİLEN ZAMANI TELAFİ ETMEK İÇİN GECELERİ, HAFTA SONLARI VE HATTA TATİL GÜNLERİ ÇALIŞMAKTAN ÇEKİNMİYORLAR.”
– Jens Jakob Andersen, RunRepeat Kurucusu ve CEO’su
Zamandan (ve Paradan) Tasarruf
Evden çalışmak hem çalışanların hem de iş verenlerin zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlar. Çalışan, işe gidip gelmekten ve ofis yaşamındaki zaman harcayan (toplantılar gibi) süreçlerden kurtulacağı için zamandan tasarruf eder. Ofis çalışanlarının ulaşım maliyetleri, öğle yemekleri ve havalı isimlere sahip kahveler gibi para harcamasına neden olacak yüzlerce küçük şey de vardır.
İş veren ise, bir çalışanın şirkette bulunmasından kaynaklanan genel giderler açısından para tasarrufu sağlar. Bir çalışanın maliyeti maaşından daha fazladır ve yeterli büyüklükte bir alan kiralamaktan fatura giderlerine kadar pek çok ek gidere neden olur. Bir şirket, işlerini şirket dışında yaptırarak önemli ölçüde tasarruf edebilir. (Üstelik zeki bir uzaktan çalışan bunu fark edecek ve aynı iş için daha fazla ücret alabilecektir. İşin sonunda herkes kazanır.)
İş-Yaşam Dengesini Korumak
Hayatta evden çalışmaya uygun pek çok durum vardır. Çalışanın kendisi hastalanabilir veya bir aile üyesine bakmak zorunda kalabilir. Doğal afet veya kötü hava durumu gibi acil bir durum gerçekleşebilir. Ya da bu durum, biraz daha fazla zaman ve özgürlük istemek kadar basit olabilir. Nedeni ne olursa olsun, işinizi evden yapmak aslında daha iyi bir iş-yaşam dengesi elde etmenizi sağlayabilir.
Örneğin, ofiste çalışırken tüm iş günü boyunca bir şeye %100 odaklanmak mümkün değildir (Pomodoro tekniği gibi üretkenlik artırıcılar kullanılsa bile). Kendinizi internette gezinirken ve “meşgul görünüp hiç iş yapmazken” bulabilirsiniz. Üstelik sadece hiçbir şey yapmamakla kalmaz, zamanınızı boşa harcadığınız için muhtemelen stresli de hissedersiniz.
Ne var ki, evde çalışırken iş-stres-yorgunluk döngüsünü hızlı bir angarya tamamlayarak, kısa bir egzersiz yaparak, yürüyüşe çıkarak veya normal hayatınızdan yaptığınız başka herhangi bir şeyle kırabilirsiniz. Bunları yaptıktan sonra, başka bir şey yapmış olmanın sağladığı ek fayda ile işinize zinde ve odaklanmış hissederek geri dönebilirsiniz.

Evden Çalışmak İçin Nelere İhtiyacınız Var?
Dijital olarak her şeyin birbirine bağlı olduğu bir dünyada, herhangi bir yerdeki herhangi biriyle ışık hızında iletişim kurabilirsiniz (en fazla bir iki tane uydu değiştirmeniz gerekir). Giderek daha çok insan, cihazlarıyla iletişim kurarak yüz yüze iletişim yerine uzak iş birliği yapmayı tercih ediyor.
İnternet’e Bağlı Cihazlar
İnternet’e bağlanabilen en az bir cihaza ihtiyacınız var. Bu cihaz bir akıllı telefon, tablet veya bilgisayar olabilir. Çoğu insan için etkili bir iletişim kurmanın minimum standardı bir dizüstü bilgisayar ve akıllı telefon kullanmaktır. Her ne kadar bazı tabletler bir bilgisayarın üretkenliğine yaklaşmışsa da onların yerine geçebileceklerini söylemek halen mümkün değildir.
Yerleşik mikrofonu ve gürültü önleme özelliği olan iyi bir kulaklık setini de unutmayın. Bu kulaklık hem dikkat dağınıklığını azaltacak hem de çevrim içi aramalar için kullanılabilecektir.
İdeal olarak, hem üretkenlik hem de sağlık elde etmek için kurulmuş bir çalışma alanınız veya ev ofisiniz de olmalıdır.

E-posta ve Mesajlaşma
Bir yöneticinin uzaktan çalışanlarla kuracağı iletişimin en basit şekli, metin tabanlıdır. Metin iletişimi, e-posta, WhatsApp, Messenger veya Skype gibi mesajlaşma servisleriyle yapılabilir. Bunlar, ekip başka araçlar kullanıyor olsa bile dijital iletişimin temel taşlarını oluşturur. Ayrıca çalışmalarınızın net ve yazılı bir kaydını elde etmek her zaman avantajlıdır.
Yine de, yalnızca e-posta ve mesajlaşma yoluyla iletişim kurmak, insani etkileşimlerin birçok nüansını barındırmaz ve iletişim kurmanın oldukça yavaş bir yöntemidir.
Telekonferans ve Sesli Sohbet
Bu yöntemler uzun zamandır kullanılmaktadır. Bunlar, uzaktaki bir çalışanın sesli aramalara izin veren bir mesajlaşma uygulamasıyla veya telefonla ofisi aramasıdır (günümüzde çoğu kişi uygulama kullanmayı tercih etmektedir). Sesli sohbetleri kullanmak iletişiminize insani bir unsur ekleyebilir ve metin iletişimine kıyasla daha fazla bilgiyi daha hızlı iletebilirsiniz.
İşin aslı, çoğu iş (iletilmesi gereken işler) uzaktaki çalışandan gelen belgeler veya dosyalar biçiminde olacak ve bu nedenle hemen hemen daima başka iletişim yöntemleri kullanmak da gerekecektir.

Görüntülü Sohbet ve Ekran Paylaşımı
Zoom veya Microsoft Teams gibi bir hizmetle yaptığınız aramalarda karşınızdaki kişiyi (veya kişileri) görebilmeniz dışında, işlevsel olarak telekonferans ile bunlar arasında bir fark yoktur. Bu özellik, ek bir kişiselleştirme katmanı ekler; ama çoğunlukla gereksizdir ve bağlantınızı yavaşlatabilir. Ancak, ekran paylaşımı da görüntülü sohbetle ilişkili ve oldukça faydalıdır. İnsanların medya dosyalarını doğrudan paylaşmalarını ve katılımcıların fikirlerini doğal şekilde sunmalarını sağladığı için, ekran paylaşımı gerçekten kullanışlıdır.
Bu iletişim biçiminin en büyük dezavantajı muhtemelen tükettiği veri miktarıdır. Sınırsız internetiniz olsa bile, birden fazla konum arasında paylaşılan bir görüntülü sohbet, neredeyse hiçbir işe yaramayacak kadar yavaş olabilir. Yine de, canlı olarak iletişim kurmanız ve gösterim yapmanız gerektiğinde kullanabileceğiniz araçlardan biri olduğunu unutmayın.
Etkili bir video konferans gerçekleştirmek hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz.
Dijital Beyaz Tahta
Dijital beyaz tahta, genellikle çevrim içi sunulan ve fiziki bir beyaz tahtanın işlevini taklit edebilen yazılımları ifade eder. Bu hizmet, ekran paylaşımı özelliğinin bir sonraki aşamasını temsil eder. Dijital beyaz tahtalarla uzaktaki ekip üyeleri yalnızca aynı ekranı paylaşmakla kalmaz, aynı zamanda uzak mesafelerden gerçek zamanlı olarak ekrana açıklama ekleyebilir, çizim yapabilir ve etkileşime geçebilirler. (Kullanmanızı önerdiğimiz dijital beyaz tahta yazılımına göz atın: myViewBoard.)
Dijital beyaz tahtaların tek dezavantajı dokunmatik ekranlar gerektirmesidir. Dokunmatik ekranlar giderek yaygınlaşıyor olsalar da, dokunmatik monitörler halen çok yaygın değildir ve çoğu kişinin sahip olduğu dokunmatik ekranlar cep telefonları ve tabletleri ile sınırlıdır. Bunları dijital beyaz tahta hizmetlerinde kullanmak mümkün olsa da, çoğu kişi tabletleri doğrudan iş istasyonlarına entegre etmeyi hâlâ zor bulmaktadır.
Proje Yönetim Sistemleri
Bunlar, sesli ve görüntülü sohbet, dosya depolama ve görev takipçileri gibi pek çok özelliği bir arada sunan “hepsi bir arada” proje yönetimi ve iletişim sistemleridir. Slack ve Trello gibi güçlü uygulamaları veya Office 365 Planlayıcı gibi büyük yazılım paketlerinin çeşitli özelliklerini içerir. Bu araçlar, farklı türde iletişimleri tek yerde toplamak için iyi bir seçenektir ve aynı yerde veya uzaktan çalışan birçok ekibe yardımcı olur.
Ne var ki bu aletlerin sahip olduğu güç, bazen onlara karşı çalışır. Çok sayıda özelliğe sahip olmaları bir dezavantaja dönüşebilir. Küçük veya oturmuş iletişim yöntemlerine sahip ekipleri bir proje yönetimi aracı kullanmaya zorlamak işleri karmaşık hale getirebilir. Bazen işleri basit tutmak en iyisidir.
Evden Çalışmanın Neden Olduğu Problemler
Evden çalışmanın tartışmasız avantajları olduğu gibi, kaçınmanız gereken problemleri de vardır. İş yerlerindeki düzenin ve kuralların bir nedeni vardır ve bu kurallar evde bulunmaz. Bu nedenle, uzak işlerle alakalı problemlerden haberdar olmak ve onlara karşı önlem almak önem taşır.
Çok Fazla Dikkat Dağıtan Şey
Ofisler, işinize ara vermenizi gerektiren konuşmalar, toplantılar ve her türden kesintiyle doludur. Ancak, evinizin de aynı derecede dikkat dağıtıcı unsurlar içerdiğini unutmamanız gerekir. Üstelik evinizde işinize odaklanmanızı sağlayacak yegâne şey öz disiplininizdir. Evdeyken eğlenmenizi sağlayan her türden şeye erişiminiz vardır. En sevdiğiniz atıştırmalıkları tüketebilir, öğleden sonra uykusu için rahat bir koltuğa uzanabilirsiniz. Dedikoducu çalışma arkadaşları olmayabilir ama evin içindeki birkaç çocuk da en az onlar kadar dikkat dağıtıcı olabilir.
Bu nedenle, evinizde dikkatinizi dağıtan şeylere karşı koymak için son derece disiplinli olmanız gerekir. Yani çalışma saatlerinde TV açık olmamalı, mola zamanları ayarlanmalı ve tüm aile çalışma saatleri ile çalışma alanının neler olduğunu bilmelidir.
İzolasyon 
Bir ofiste çalışmanın en büyük faydalarından biri, diğer insanlarla bir arada olmaktır. Çalışmak sadece para kazanmaktan ibaret değildir. Etkili şekilde çalışmak, aynı zamanda insanlarla ilgilidir. Uzaktan çalışmaya geçmek, iş yerinde alıştığınız sosyal zamandan vazgeçmek anlamına da gelir. Görüntülü sohbetler ve e-postalar, yüz yüze etkileşimlerin yerini tutmaz ve topluluk bağlarının olmaması, zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına neden olabilir.
Çalışma saatlerinde sosyal zamanın olmaması durumunda, programınızda sosyal zaman için yer açmak daha da önemli hale gelir. Bunu ailecek yenen yemekler, arkadaşlarla çıkılan geziler, hatta işinizle hiç ilgisi olmayan insanlarla telefon görüşmeleri ile yapabilirsiniz. Sosyal bağlantıların sağlığınız ve performansınız üzerindeki etkisini küçümsemeyin.
Uyuduğunuz Yerde Çalışmak 
İkisi de aynı yerde gerçekleşiyorsa iş ile dinlenme arasındaki çizgiyi geçmek kolaylaşır. İşiniz bitse dahi çalışma modunuzu kapatmak zor olabilir, bu da gerçekten rahatlamanızın ve kendinizi tazelemenizin imkânsız olacağı anlamına gelir. Evde dinlenebiliyor olmanız gerekir; fakat eviniz aynı zamanda iş yerinizse bu bazı çelişkili duygulara neden olabilir.
Çalışma veya dinlenme için ayrılmış zaman ve yerleri tanımlayarak bu sorundan mümkün olduğunca az etkilenebilirsiniz. Bu, düzenli molalar (hatta planlanmış molalar) vermeniz ve normal şekilde çalışmanız gerektiği anlamına gelir. Aynı zamanda, mümkünse yatakta çalışmaktan kaçınmanız gerektiği anlamına da gelir. Ayrıca ailenize, filmlere veya sevdiğiniz video oyunlarına odaklanıp işten tamamen uzak kalabileceğiniz zaman dilimleri de olmalıdır.
Evden Çalışma İçin Verimlilik İpuçları
Her ev ortamı kendine özgüdür ama evden verimli çalışmak için herkesin kullanabileceği birkaç temel kural vardır.
İşiniz İş İle Sınırlı Kalmalı
Aslında işte olduğunuzu unutmayın. Oturma odasında, mutfakta veya büyükannenizin kahvaltı sofrasındaki bir masada oturuyor olabilirsiniz, fakat bulunduğunuz yer daima çalışma alanınızdır. Buna uygun davranmanızı öneririz.
- Çalışmaya her gün aynı saatlerde başlayıp ve yine her gün aynı saatlerde sonlandırabilirsiniz.
- İşe uygun giyinmenizi öneririz(ofise kıyasla daha serbest giyinebilirsiniz).
- Mola vermek için ayrılacağınız, sadece iş için kullandığınız bir çalışma alanınız olursa en iyi verimliliğe ulaşabilirsiniz.
Bir Ev Ofisi Kuralım
Bir ev ofisi veya çalışma istasyonu kurmak için bazı temel şeylere ihtiyacınız vardır. Verimli bir iş çıkarmak için bu şeylere sahip olduğunuzdan emin olun. Kullanılacak şeyler kişilere ve hedeflenen şeylere göre değişecek olsa da aşağıda her ev ofisinde veya çalışma istasyonunda bulunması gereken şeylerin bir listesini görebilirsiniz.
- Ekibinizle sorunsuz iletişim kurmak için mümkün olan en iyi internet bağlantısını satın alabilirsiniz.
- En az bir adet bilgisayar ve akıllı telefon kullanırsanız bu sayede, biri sorun çıkarırsa diğerini iletişim kurmak için kullanmaya devam edebilirsiniz.
- Kafanızı sağa sola çevirmenizi gerektirmeyecek ve göz yorgunluğuna neden olmayacak kadar büyük bir ekran size yardımcı olacaktır.
- Yorgunluğu ve zedelenmeleri engellemek için ofis ergonomisi kurallarına temel düzeyde de olsa uyun.
Net Hedefler Belirlenmeli
Çoğu kişi, çalışma yeri değişince çalışma şeklinin de değiştiğine şahit olur. Bir ofisteyken en azından fiziki olarak oradasınızdır ve bu da bir şeydir. Ancak, evden çalışırken gerçekten bir şeyler üretmeniz ve maaşınızı hak etmeniz gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu, net hedefler belirlemektir.
- İşe başlarken kendinize günlük hedefler belirleyin ve günün sonunda onların kaç tanesini gerçekleştirebildiğinizi kontrol edebilirsiniz.
- SMART yönteminde olduğu gibi, hedeflerinizin başı ve sonu net bir şekilde belli olmalı.
- Diğer tüm çalışma alanlarında olduğu gibi, zaman geçtikçe hedeflerinizi buna uygun şekilde ayarlayın.
- Hedeflerinizi ekip arkadaşlarınız ve lideriniz ile paylaşarak herkesin gidişattan haberdar olmasını sağlayın.
Evden Nasıl Çalışılacağı Hakkında Son Düşünceler
Çoğu kişi için evden çalışmak güzel bir tercihtir. Diğerleri içinse bir zorunluluktur. Her halükârda, biraz planlama, sağlıklı bir öz disiplin ve doğru fırsatlar ile başarıya ulaşabilirsiniz.
Global ölçekte birbirine bağlı olan bir dünyada, ofislerin floresan ışıkları altında tüm gün oturmak artık gerekli değil. İstediğiniz yerde kendi şartlarınızla çalışarak kendinizi özgürleştirebilirsiniz. Bunu mümkün kılacak teknoloji mevcut ve işletmeler de buna hazır: İş, onun nerede olmasını istiyorsanız orada olabilir.
ViewSonic’in size mükemmel ev ofisini kurmanız için nasıl yardımcı olabileceği hakkında burada daha fazla bilgi bulabilir veya uzak çalışma yazılım çözümümüz olan myViewBoard.com sitesine göz atabilirsiniz.
Monitör bağlantı noktaları yıllar içinde değişti. Bu bağlantı noktaları giderek karmaşıklaşan verileri taşımakla kalmaz, aynı zamanda bağlandıkları cihazları şarj edebilir ve çalıştırabilirler. Herhangi bir teknoloji gibi, monitör bağlantı noktaları da görüntü kalitesini ve güç verimliliğini artırmak için sürekli bir evrim geçiriyor.
Çeşitli monitör bağlantı noktaları, kullanımları ve USB-C’deki bir sonraki bağlantı aşaması hakkında daha fazla bilgi edinin. Veya ViewSonic’in eğitim, iş ve ev çözümleri hakkında buradan daha fazla bilgi edinin.
Teknoloji her gün gelişiyor. Yeni ve geliştirilmiş cihazlar, formatlar ve medya türleri de her gün ortaya çıkıyor. Tüm bunlara ayak uydurmak tam zamanlı bir iş olabilir. Monitör bağlantı noktaları, gelişen cihazlarımızın ve medyamızın çıktısını en üst düzeye çıkaran gizli şaheserlerdir.
Bu sürekli gelişim, verilerin daha optimize bir şekilde daha hızlı aktarılmasını gerektirir. Çözüm: daha hızlı, daha küçük ve daha güvenilir monitör bağlantı noktaları, daha yüksek kaliteli, daha verimli ve gelişmiş sinyaller ve iletimler üretmek için geçmiş yılların daha ağır sürümlerinin yerini alıyor.
Bugün, video konektörleri ve monitör bağlantı noktaları nihai çözüm olacak şekilde tasarlanmıştır. Bağlantılarında çok yönlüdürler ve birçoğu aynı anda birden fazla işleve hizmet eder.
Monitör Bağlantı Noktaları Nedir?
Monitör bağlantı noktaları, çeşitli veri ve bilgi akışlarını sağlayan bağlantı noktalarıdır. Hangi monitör bağlantı noktalarının ihtiyaçlarınızı en iyi şekilde karşılayacağını belirlemek için monitör bağlantı noktalarının ne olduğunu ve nasıl çalıştıklarını anlamak önemlidir. Teknolojideki bu gelişmelerle güncel kalmak, en iyi dijital deneyimin keyfini çıkarmak için cihazınızın kullanımını en üst düzeye çıkarmanızı sağlayacaktır.
Bağlantı noktalarını izlemek söz konusu olduğunda, bugün piyasada birçok seçenek mevcuttur. Bir zamanlar bağlantı için endüstri standardı olan bağlantı noktalarının modası geçiyor, yerini daha hızlı, daha verimli ve daha kompakt sürümlere bırakıyor.
USB-C Nedir?

Tek bir bağlantının nihai çözüm ve evrensel arayüz olması mümkün müdür? Universal Serial Bus – C (USB-C) portunun tanıtılmasıyla durum böyle olacak gibi görünüyor.
USB-C, 2014 yılında USB Implementors Forum tarafından geliştirilen 24 pinli bir USB bağlantı sistemidir. O zamandan beri veri ve güç iletmek için endüstri standardı konektörü haline geldi. Oldukça kompakt olabilir, ancak bir dizi son derece gelişmiş özelliğe sahip olması nedeniyle inanılmaz derecede güçlüdür.
USB-C, hepsi bir arada konektör olarak bilinir. Güçlü bir bağlantı noktasından tek bir kablo üzerinden güç, ses ve video iletme özelliğine sahip tek kablolu bir çözümdür.
Boyut olarak USB Micro-B bağlantı noktasına benzer, daha küçük boyutları ve uyumluluğu, onu akıllı telefonlar için tercih edilen seçenek haline getirmiştir.
USB-C, öncekilerden daha fazla hız sunar – USB 3.0 bağlantı noktasına göre iki kat daha hızlıdır. 100 watt’a kadar güç sağlayan USB-C, USB’nin eski sürümlerinden çok daha güçlüdür. Örneğin, USB 2.0 sadece 2,5 watt güç aktarabilir.
Basitçe söylemek gerekirse, akıllı telefonunuz gibi daha küçük cihazlara ve tamamen şarj olmak için genellikle 60 watt güç gerektiren bilgisayarlar ve dizüstü bilgisayarlar gibi daha büyük cihazlara güç sağlayabilir. Ayrıca, iki yönlüdür, güç almanın yanı sıra iletme yeteneğine de sahiptir.
Ve bu konektörle, tersine çevrilebilir yöneliminin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu özellik, kullanım kolaylığını artırır ve birden çok bağlantı noktası ve kablo ihtiyacını ortadan kaldırır. Ayrıca, kabloyu ilk seferde doğru şekilde konektöre kolayca bağlamanızı sağlar – artık doğru yönü bulmak için uğraşmanıza gerek kalmaz.
USB-C Doklu Monitörler
Evrenselliği, hızı, gücü ve çok yönlülüğü ile USB-C bağlantı noktası, bilgisayar monitörleri için popüler bir seçimdir ve ofiste üretkenliği ve verimliliği artırmak için zengin olanaklar sunar. Örneğin ViewSonic VG2456 Serisi monitörler, hepsi bir arada kablo çözümü sunmak için USB-C’yi kullanır:
- Güç, veri ve video aktarın
- HDMI, DisplayPort, VGA ve USB 3.0 ile uyumlu
- USB aygıtlarını (fare veya klavye gibi) bağlamak için USB-C yerleştirme
- Birden çok ekranın zincirleme bağlanması
Yüksek Performanslı Monitörler
Alternatif olarak, VP2785-4K, USB 3.1 tip C’nin yanı sıra DisplayPort ve HDMI’ya bağlantılar sunan, birden çok bağlantı noktasına sahip, çarpıcı 3840 x 2160 çözünürlüğe (4K) sahip güçlü bir monitördür. Bu gelişmiş özellikler ve yüksek renk standartları, onu fotoğrafçılık, grafik tasarım, video düzenleme ve baskı dahil olmak üzere çeşitli tasarım meslekleri için mükemmel bir seçim haline getiriyor.
USB-C Plus Thunderbolt
Thunderbolt donanım arabiriminin eklenmesiyle, zaten yüksek performanslı USB-C daha da yüksek hız sunar. Thunderbolt günümüz pazarındaki en çok yönlü ve güçlü konektördür. Herhangi bir bağlantı istasyonu, ekran veya veri cihazıyla uyumlu olan Thunderbolt, saniyede 40 Gb’ye kadar USB-C hızları sunar – bugün çoğu bilgisayarda bulunan bağlantı noktalarından 8 kat daha hızlı. Ayrıca, USB-C gücünü ve görüntü kalitesini önemli ölçüde artırarak 8 kat daha fazla veri tutmasını sağlar ve görüntü kalitesini bant genişliğinin 4 katına çıkarır.
DisplayPort Nedir?

DisplayPort (DP), video sinyallerini, bilgisayar monitörü gibi bir görüntüleme birimine iletmek için kullanılan bir dijital görüntü arabirimidir. DisplayPort (DP) ayrıca ses ve USB sinyallerini de destekler. Ters çevrilebilir bir oryantasyona sahip olan bağlantı noktası son derece verimlidir ve tek bir kablo üzerinden büyük miktarda güç (100 watt’a kadar) iletebilir.
DisplayPort, VGA, DVI ve FPD bağlantısını değiştirmek için geliştirildi. Adaptörlerin kullanımı ile VGA, DVI ve HDMI gibi diğer arayüzlere de kolayca bağlanır.
Hem ses hem de video sinyal iletimini destekleyerek, güçlü bir monitör kullanarak her zamankinden daha fazlasını hızlı bir şekilde yapabilirsiniz. Esnek bağlantı seçenekleri bunu mümkün kılar.
Mini DisplayPort Nedir?

Popüler DisplayPort’un kompakt, sadeleştirilmiş bir versiyonu olan Mini DisplayPort (MiniDP veya MDP), Ekim 2008’de Apple tarafından geliştirilen dijital bir görsel-işitsel arabirimdir. DisplayPort’un bu mini versiyonu, rakip öncüllerinden önemli ölçüde daha küçüktür. Mini DVI veya USB bağlantı noktasından bile daha küçüktür. Bu gelişmiş, kompakt ve çok yönlü bağlantı noktası, nihai, evrensel çözüm olacak şekilde tasarlanmıştır.
Birden fazla, hantal vida gerektiren konektörü, harici ekranlara tamamen dijital ve çok verimli bir bağlantı sağlayarak değiştirmektedir.
HDMI Nedir?

Sık kullanılan bir bağlantı noktası Yüksek Çözünürlüklü Multimedya Arabirimidir (HDMI). Bu dijital arayüz, hem işitsel hem de görsel sinyalleri destekler. Tek bir kablo üzerinden cihazlar arasında yüksek tanımlı video ve ses aktarımı için en yaygın bağlantı noktalarından biridir. Yüksek çözünürlüklü görüntüleri ve videoları etkilemeden bir HD çıkışını bir HD ekrana bağlamak için iyi bir seçenektir.
Doğru monitör ve monitör bağlantı noktasıyla, işyerinde verimliliğinizi en üst düzeye çıkarmak için birden fazla ihtiyaca hizmet edebilirsiniz. Örneğin, ViewSonic VG2755-2K, HDMI bağlantı noktaları ve bir VGA girişi ile donatılmış olarak gelir. PC’ler, dizüstü bilgisayarları ve diğer multimedya cihazları gibi çok yönlü bağlantı seçenekleri sunarak, ofis için mükemmel bir seçimdirler.
Ucuz kabloların kullanımıyla sinyal taşıyabilen ve son derece kullanıcı dostu olan HDMI, arayüz konektörleri arasında popüler bir seçim olmuştur. Artık bir bilgisayarı bir TV monitörüne takmak standarttır.
Bununla birlikte, HDMI bağlantı noktalarının dezavantajları vardır, bu da diğer seçenekleri zaman zaman daha iyi bir seçim haline getirir. HDMI kablosunun ana sınırlaması, iletimlerinin gidebileceği mesafedir (üst sınır yaklaşık 15 metre veya 50 fit olarak kabul edilir). Aynı şekilde, oldukça hacimlidirler. Teknoloji ilerledikçe, genellikle Micro veya Mini olarak adlandırılan HDMI kablolarının daha küçük sürümleri, mobil cihazlarımızı ve tabletlerimizi barındırmak için icat edildi, ancak standart boyut, modern kablolara göre oldukça büyük kaldı.
DVI Nedir?

Dijital Görsel Arayüz veya kısaca DVI, video sinyallerini görüntüleme cihazlarına iletmek için standart konektör olarak tasarlanmış bir video görüntüleme arayüzüdür.
2560 x 1600’e kadar yüksek çözünürlüklerde sinyal taşıyabilen bu cihaz, düz ekran LCD monitörlerin ve modern video grafik kartlarının dijital kalitesini en üst düzeye çıkarmaya yardımcı oldu. Hem bilgisayar monitörlerini hem de projektörleri desteklerken, HDTV’ler ve TV, filmler ve DVD’ler için diğer üst düzey video ekranları için en iyi seçim olmuştur. Son yıllarda DVI, bilgisayar pazarı için standart dijital arayüz haline geldi.
VGA Nedir?

En eski bağlantı noktalarından biri Video Grafik Dizisidir (VGA). 1987’de IBM tarafından piyasaya sürülen bu monitör bağlantı noktası, onlarca yıldır video kartları, bilgisayar monitörleri, dizüstü bilgisayarlar, projeksiyon cihazları ve yüksek çözünürlüklü televizyon setleri için standart konektör olmuştur.
VGA bağlantı noktaları, üç sıra beş pimli 15 pimden oluşur, RGBHV video sinyallerini iletebilir: Kırmızı, Yeşil, Mavi, Yatay Senkronizasyon ve Dikey Senkronizasyon. Bununla birlikte, VGA analog sinyalleri taşımakla sınırlıdır, bu nedenle ekranlarda daha düşük kaliteli çözünürlükler üretir. Son yıllarda çok daha az kullanılır hale gelmiştir; yerini daha yüksek kaliteli çözünürlükler ve ekranlar sağlayan daha hızlı DVI ve HDMI bağlantı noktaları aldı.
Monitörler için En İyi Bağlantı Noktası Türü Hangisidir?
USB-C bağlantı noktasının piyasaya sürülmesi, teknolojinin hızla ilerlediğini, daha verimli, çok yönlü, güçlü ve evrensel hale geldiğini açıkça göstermektedir. Sizin için doğru monitör bağlantı noktasını bulmak yine de özel ihtiyaçlarınıza bağlıdır.
USB-C, diğer bağlantı noktalarıyla uyumluluk sunarken, kendine özgü birçok avantaj sağlayan gerçekten güçlü bir bağlantı noktasıdır. Yine de DisplayPort, Mini DisplayPort, DVI, HDMI veya VGA, cihazınızla ne elde etmeye çalıştığınıza bağlı olarak daha iyi bir seçim olabilir.
Teknolojinin hareket ettiği yön ve aldığı hız göz önüne alındığında, tüketiciler olarak yeni teknolojilere uyum sağlamamız gereken büyüleyici bir zamandan geçiyoruz.
Monitör bağlantı noktaları ve sundukları zengin ilerlemeler sayesinde, cihazlarımızla her zamankinden daha fazlasını yapabiliriz. Olasılıklar gerçekten sonsuz hatta düşündüğümüzden bile daha erken olabilir.
Sizin için doğru bağlantıya sahip bir ekran bulmak için mevcut ViewSonic monitörler hakkında daha fazla bilgi edinmek üzere sitemizi ziyaret edin. Veya bir USB-C monitörün nasıl seçileceğini buradan öğrenin: Bir USB-C Monitör Satın Alma – Akılda Tutulması Gerekenler
Uzaktan eğitim, yani öğrencinin ders için fiziki olarak hazır bulunmadığı uzaktan verilen öğretim, internetin gücü sayesinde gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Aralarından seçim yapılabilecek farklı ders türlerinin sunulduğu esnek ve uygun fiyatlı eğitim seçenekleri giderek artıyor. Uzaktan eğitim, geleneksel öğretim modellerine kıyasla bir dizi avantaj da sunuyor.
Uzaktan eğitim hakkında daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin veya doğrudan tavsiye ettiğimiz uzaktan eğitim aracına göz atın: myViewBoard.
İnternet, uzak ve yakın arasındaki mesafeyi ortadan kaldırırken uzaktan eğitim de mevcut eğitim paradigmalarını değiştirmeyi hedefliyor. Yapay zekâ destekli eğitim algoritmalarından basit mesaj tahtalarına kadar, bilmeniz gereken şeyleri öğrenmek için hiç bu kadar çok seçenek olmamıştı.
Yetenekli eğitimciler her öğrencinin hayatının ayrılmaz bir parçası olmaya devam ederken teknoloji öğretmenler ve öğrenciler arasındaki fiziki mesafe için bir köprü görevini üstleniyor. Uzaktan eğitim şimdiden çoğu kurumun eğitim programına dâhil edilmiş durumda ve eğitim sektörünün büyük bir parçası haline gelmek üzere. Fakat ayrıntılara girmeden önce temel bilgilerle başlayalım.
Uzaktan Eğitim Nedir?
Uzaktan eğitim, öğrencilerin fiziki olarak derse katılmadığını her türden eğitim ve öğretim faaliyetidir. (Bu tanıma, belirli koşullar altında öğretmenler de dâhil olabilir.)
Eskiden bu tanım, öğrencilerin öğretmenleri (veya okulları) ile posta yoluyla iletişim kurduğu eğitim faaliyetleri anlamına gelirdi. Günümüzde ise uzaktan eğitim internet bağlı hemen her cihaz üzerinden farklı yöntemler ve sistemler ile yürütülebilecek çevrim içi bir faaliyet haline geldi.
Uzaktan eğitim hakkında daha fazlasını öğrenmek ister misiniz? Uzaktan Eğitimi Tanımlamak.

Uzaktan Eğitimin En Yaygın Çeşitleri
Çok sayıda çevrim içi eğitim (ve öğretim) seçeneği olmasına rağmen, bazı çeşitlerin mevcut sistemler ve yerleşik eğitim anlayışları tarafından daha fazla desteklendiğini söyleyebiliriz.
- Video konferans öğretmenlerin canlı derslerde öğrencilerle doğrudan etkileşim kurmak için yaygın şekilde kullandığı bir yöntemdir. Hem birebir derslerde hem de birden fazla öğrencinin öğretmene canlı bağlandığı sınıflarda kullanılabilir.
- Eş zamanlı eğitim tüm öğrencilerin aynı zamanda (ve çoğunlukla aynı yerde) eğitim aldıkları, öğretmenin ise uzakta olduğu bir seçenektir. Genellikle öğretmen ve öğrencileri dijital olarak birbirine bağlayan video veya telekonferans özellikleri içerir.
- Eş zamansız eğitim çevrim içi özellikleri zayıf ancak daha az kısıtlayıcı olan bir seçenektir. Çevrim içi canlı dersler yerine, öğrencilere son teslim tarihleri olan görevler verilir. Öğrenciler, bu görevleri tamamlamak için kendi kendilerine çalışırlar.
- Serbest zamanlı çevrim içi dersler daha da esnektir. Bu, bir tür eş zamansız eğitim çeşididir ancak görevlerin son teslim tarihi yoktur. Çalışanlar ve evde kalan ebeveynler gibi zaman kısıtlamaları olan öğrenciler için uygundur.
- Sabit zamanlı çevrim içi dersler bir tür eş zamanlı eğitimdir ve çevrim içi kullanıcıların önceden belirlenen bir yere, yine belirli bir zamanda bağlanmalarını gerektirir (örneğin webinar). Bu seçenek, katı kurallara sahip eş zamanlı derslerin aksine, öğrencilerin dünyanın herhangi bir yerinden bağlanıp çevrim içi etkileşime girebilmelerini sağlar.
- Bilgisayar tabanlı uzaktan eğitim, bilgisayarlar aracılığıyla verilen sabit ve eş zamanlı derslerdir. Genellikle bir bilgisayar laboratuvarından verilirler ve gerekli cihazlara zaten sahip olan eğitim kurumlarında oldukça yaygındırlar.
- Hibrit eğitim öğrencilerin aynı dersi gerçek zamanlı olarak aldığı (örneğin eş zamanlı uzaktan eğitim) karma bir eğitim modelidir ama öğrencilerin bazıları uzaktan bağlanırken bazıları fiziki olarak mevcuttur.

Canlı eğitimle daha mı çok ilgileniyorsunuz? Sınıftaki Teknoloji Rehberi
Uzaktan Eğitim İle Klasik Eğitim Arasındaki Fark Nedir?
Uzaktan eğitimin, öğrencinin veya öğretmenin fiziki varlığı bakımından klasik eğitimden farklı olduğu ortadadır. Ancak, bu durum gerçekte ne anlama gelir?
Bu durum, çoğunlukla hem öğrenciler hem de öğretmenler için daha fazla özgürlük anlamına gelir; ama aynı zamanda dersi başarıyla tamamlamak için daha yüksek disiplin ve planlama gerektirir.
Uzaktan eğitimin sunduğu özgürlük, en açık şekilde öğrencilerin programlarına ve kaynaklarına en uygun kursları seçebilmesinde görülmektedir. (Öğretmenler de aynısını yapabilir.) Dijital eğitim durumunda, öğrenciler de ihtiyaçlarına en uygun konumu ve öğretim tarzını seçebilirler.
Ne var ki özgürlüğün bir bedeli var ve bu da derslerden en iyi şekilde yararlanmak için daha fazla disiplin gerekir. Öğrencilerin, özellikle belirli bir zamanda veya yerde hazır bulunmalarını gerektirmeyen sistemlerde, gerçekten öğrenmek için kendi kendilerini motive etmeleri gerekir. Öğretmenlerin de özellikle canlı ders vermedikleri veya “sınıfı okuyamadıkları” durumlarda öğrencilerin ek açıklamalara ihtiyaç duyma ihtimali için daha iyi organize olmaları gerekir.
Fakat bazı durumlarda uzaktan eğitim sadece gerekli değil, mümkün olan en iyi seçenektir. Uzaktan eğitimin avantajlarının gerçekten net şekilde belli olduğu zamanlar vardır.
Uzaktan Eğitimin Avantajları
Canlı eğitim harika bir şeydir: Öğretmenler ve öğrenciler yüz yüze iletişim sayesinde özgün bir bağ kurar ve bu da güçlü bir ilişki ve karşılıklı anlayış gelişmesine neden olur. Aksi imkansız olmasa da bu tür bir bağlantıyı kişisel olarak kurmak halen daha kolay görünmektedir. O halde uzaktan eğitimin varlık nedeni nedir?
Uzaktan eğitimin pek çok avantajı olduğu ortaya çıkmıştır. Aşağıda bunlardan bazılarını listeliyoruz.
Esneklik
Uzaktan eğitimin en büyük avantajı esnek olmasıdır. Öğrenciler, eğitimleri için zamanı, yeri ve ortamı seçerek ne zaman, nerede ve nasıl öğreneceklerini seçebilirler. Öğretmenlere doğrudan ve canlı erişmek isteyenler için video konferans seçenekleri vardır. Eğitimlerini işleriyle veya başka sorumluluklarıyla birlikte yürütmek isteyen öğrencilere hitap eden seçenekler de mevcuttur. Diğer bir deyişle, herkes için uygun bir seçenek vardır.
Çevrim içi eğitim seçeneklerinin yaygınlaşması sayesinde, öğrenmek isteyebileceğiniz hemen her türlü konu için bir ders bulabilmek de mümkündür.
Kolay Erişim
Bazen bulundukları konum, bazen de farklı yeteneklere sahip olmaları nedeniyle bazı öğrenciler eğitim kurumlarına temel erişimden yoksundur. Uzaktan eğitim programları, her öğrenciye en etkili buldukları ortamda öğrenme ve kendilerini geliştirme fırsatı sunar.
Canlı bir eğitimi daha da erişilebilir hale getirmek mi istiyorsunuz? İnteraktif Dijital Beyaz Tahtaların Özel Eğitime Yardımcı Bir Teknoloji Olarak Kullanılmasının 6 Örneği
Uzaktan eğitim, uluslararası kurumlar açısından da yeni eğitim ufukları açmaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki büyük üniversiteler ve teknik eğitim okulları, artık her yaştan öğrenciye çevrim içi olarak tanınan dereceler, sertifikalar ve profesyonel yeterlilikler sunabilmektedir. Motive olmuş kişiler, Udemy’den Google Skillshop’a kadar pek çok yerden daha fazla temel eğitim sertifikaları da alabilir.
Düşük Maliyet
Uzaktan eğitim, dijital öğrenmenin ölçeklenebilir doğası sayesinde eğitim maliyetlerini azaltır. Çevrim içi dereceler neredeyse sıradan hale gelmektedir, hatta yüksek maliyetli altyapı yükünü ortadan kaldırıp doğrudan eğitime geçebilen, yalnızca çevrim içi olarak akredite olmuş üniversiteler bile vardır.
Her iki seçeneğe de sahip olan okullar, aynı lisans programını birbirinden oldukça farklı fiyatlarla sunabilir. Örneğin, (Amerika Birleşik Devletleri’nde 57. Sırada olan) Purdue Üniversitesi için aynı eyalette yaşayan bir lisans öğrencisi yüz yüze eğitim ve yaşam giderleri olarak yılda tahminen 150.000 TL harcayacak ve bu eğitim genellikle dört yıl sürecektir. Uluslararası öğrencilerin öğrenim ücretleri yılda 315.000 TL bulabilir. Aynı lisans programı, çevrim içi olarak toplamda 350.000 TL’ye mal olur.

Uzaktan Eğitim Sisteminde Olması Gerekenler
İster öğretmen ister öğrenci olun, mümkün olan en büyük faydayı elde etmek için uzaktan eğitim sisteminde bazı özelliklerin mevcut olması gereklidir.
Kullanım Kolaylığı
Basitlik, en önemli olan şeydir. Eğitmek veya öğrenmek için kullanılan her program, ona katılan herkes tarafından kolayca kullanılabilmelidir. Bunun için temiz ve sade bir arayüz ile aşağıda bazı örnekler verdiğimiz çeşitli özellikler gerekir:
- Dip notların kullanılabildiği dijital beyaz tahta
- Medya oluşturma ve paylaşma
- Seslerin dâhil olduğu ekran kaydı
- Öğrenci ve öğretmen arasında doğrudan iletişim
- Birden çok cihaz ile uyumluluk
Akreditasyon
Bir uzaktan öğrenme platformunun güvenilirliği, öğretmen ve platformun kombinasyonundan oluşur. Öğrencilerin bu platformun sektörde ne kadar iyi tanındığına dikkat etmesi gerekir. Tanınmış bir derece sağlıyor mu? Profesyonel bir sertifika veriyor mu? Verilen sertifika programın tamamlandığını gösteriyor mu? Bunların tümü, platforma kaydolmadan önce dikkat edilmesi gereken şeylerdir.
Bir uzaktan eğitim sistemine geçmek isteyen öğretmenler de, bu sistemin kendi adlarına veya kurum adına ne tür bir akreditasyon sağlayabileceğini öğrenmelidir. Akademik dereceler veya mesleki yeterlilikler için, sistemin denetleyici ve düzenleyici kurumlar tarafından tanınması gerekli olacaktır.
Ders Programı
Çoğu uzaktan eğitim sistemi oldukça esnek olduğundan ders programını sisteme değil içeriğine göre değerlendirmek gereklidir. Yine de, bu program ders seçerken dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.
Ders eş zamanlı mı yoksa eş zamansız mı? Ödevler için bir son teslim tarihi var mı yok mu? Tüm dersi ne kadar sürede tamamlamanız gerekiyor? Kursun programı sizinkine uyuyor mu?
Uzaktan eğitimin gerektirdiği her şeyi içeren çevrim içi bir araç örneği görmek ister misiniz? myViewBoard
Sonuç Olarak
Uzaktan eğitim kesinlikle sihirli bir değnek değil ve sınıf içinde verilen eğitimin yerini tamamen almayacak. Ama uzaktan eğitim, öğrencilere bulundukları yerde ulaşma ve öğretmenlerle öğrenciler arasında bağlantı kurmanın yeni yolları konusunda hâlâ keşfedilmemiş pek çok potansiyele sahip Eğitimin geleceği, esnek ders programlarından yeni öğrenme tarzlarına kadar, düşüncede olduğu gibi zaman ve mekânda da farklı olacağa benziyor.
myViewBoard’un eğitim veya öğrenim sürecinde sizin için neler yapabileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın. İsterseniz ViewSonic’in kapsamlı EdTech çözümleri hakkında daha fazla bilgi de edinebilirsiniz.

Kablosuz sunum ekranı (WPD), sunumlar ve iş birliği için kullanılan entegre bağlantılara sahip bir ekrandır. Sistemleri kendisinden daha karmaşık kablosuz sunum sistemleriyle aynı şekilde çalışmak üzere tasarlanmıştır; ama aynı iş birliği ve bağlantı seçeneklerini tamamen entegre edilmiş bir sistem halinde sunar. Kullanım alanları arasında toplantı odaları, eğitim odaları, sınıflar, ticari ekranlar ve ofis iletişimleri bulunur.
Aşağıda kablosuz sunum ekranları ve işlevleri hakkında daha fazla bilgi edinebilir veya ViewSonic’in çözümüne buradan göz atabilirsiniz.
Sadece bir toplantı için hazırlık yapmak ve sunum yapacak kişileri birbirine bağlamak bile değerli zamanınızı boşa harcamanıza neden olacaktır. Toplantılar için zaten uzun bir zaman ayırmanız gerekir; bu nedenle boşa harcanan zamanı (ve bunun neden olduğu hüsranı) en aza indirmek çok önemlidir.
Mevcut çözümler arasında projektörler, etkileşimli beyaz tahtalar ve karmaşık kablosuz sunum sistemleri bulunur; fakat bazı durumlarda kablosuz sunum ekranı şeklinde daha basit (ancak halen zarif) bir cihaz kullanılabilir.
Kablosuz Sunum Ekranı (WPD) Nedir?
Kablosuz sunum ekranı, basit kablosuz bağlantı, ekran paylaşımı ve entegre bir multimedya ekranı içeren “hepsi bir arada” bir sunum sistemidir. Bu ekranların amacı, kablosuz şekilde ve sunum kaynakları arasında geçiş yapmaktan kaynaklanan kesintiler olmadan içerik paylaşımını kolaylaştırmaktır.
Bir WPD, aynı anda birden çok ekranı (farklı yerlerde olsalar bile) paylaşma yeteneğine de sahip olmalıdır. Böylelikle, toplantılar ve sunumlar sırasında daha kolay iş birliği mümkün olur. Ayrıca video konferans çevre birimlerini de kameralar ve mikrofonlar ile desteklemeleri gerekir.
Kablosuz Sunum Sisteminden Farkı Nedir?
Kablosuz sunum sistemi (WPS), birden çok başka cihazı kablosuz bir sisteme entegre etmek için kullanılan bir donanım çözümüdür. Genellikle tekli ekranları, kablosuz yönlendiricileri, kameraları, mikrofonları ve diğer gerekli çevre birimlerinin bazı kombinasyonlarını fiziki olarak birbirine bağlayan bir kutudur.
Yerleşik kablosuz bağlantıya sahip olmayan standart ekranlara yeni cihazlar takmak için harici teçhizat kilitleri kullanmak da gereklidir. WPD’ler, bu sorunu tanımlı kullanıcıların bir uygulama aracılığıyla otomatik bağlanmasına izin vererek çözer.

Neden Kablosuz Sunum Ekranı Kullanmalısınız?
Kablosuz sunum ekranları, bir veya daha çok cihazın aynı paylaşılan ekrana bağlanacağı durumlarda son derece faydalıdır. Bu cihaz, odanın herhangi bir yerinden kablosuz bağlanmayı ve sunumun kesintiye uğramasına gerek kalmadan ekranları değiştirmeyi kolaylaştırır. Bu nedenle sık sık toplanan ve iş birliği yapan ekipler için mükemmel bir seçenektir.
Kablosuz bağlantı özelliği sayesinde, WPD’ler IT departmanının cihazları yönetmesini de kolaylaştırır. Özellikle büyük kuruluşlarda faydalı olan bu özellik, bir IT yöneticisinin ayarları değiştirip içeriği doğrudan ağ üzerinden paylaşarak sorunları manuel olarak uğraşmadan uzaktan çözebilmesini sağlar.
Kablosuz sunum ekranları, projektörler ve etkileşimli beyaz tahtalar arasında kalan belirli bir ihtiyacı da karşılar; ama bu cihazların hepsi de belirli durumlar için en uygun seçenektir.
Projektörler genellikle daha düşük bir başlangıç maliyetine sahip olsalar da düzenli bakım gerektirmeleri ve kırılabilecek daha fazla hareketli parça (örneğin fanlar) içermeleri nedeniyle düz panel ekranlardan daha yüksek bir toplam sahip olma maliyetine (TSOM) sahiptir. Ayrıca, kablosuz bağlantıya sahip sabit bir projektör kullanmadığınız sürece, cihazı her kullandığınızda kalibre etmek için zaman harcamanız gerekecektir.
Diğer yandan, interaktif beyaz tahtalar (IWB) düz panel bir ekrandan yararlanan ve dijital beyaz tahtalara dokunmatik ekran işlevselliği ekleyen daha gelişmiş ve daha pahalı bir seçenektir. Ancak, bu ek işlevler herkes için gerekli olmayabilir, hatta ekranın normal kullanımını zorlaştırabilir. Dokunmatik ekran kullanmak, ekrana yakın olmayı da gerektirir; bu da büyük ekiplerin ortak çalışmaları sırasında pek çok görüntüleme açısının engellenmesine neden olabilir.
Ancak WPD’lerin en önemli özelliği, tek cihazdan oluşan kablosuz bir çözüm olmalarıdır. Basitleştirilmiş ve kablosuz bağlantıya sahip bu ekranlar, birden çok kullanıcının sorunsuz bağlanmasını, cihazlarından içerik paylaşmasını ve modern toplantı odalarında çok yaygın olan paylaşılan kablolarla uğraşmak zorunda kalmamasını sağlar.

Kablosuz Sunum Ekranlarının Genel Kullanım Alanları
Kullanılabilecek pek çok seçenek olduğu için, WPD’lerin gerçekten de en iyi seçim olacağı kullanım alanlarını bilmek önemlidir. Makul fiyat, kolay bağlantı, ekran paylaşımı ve görüntü kalitesi sunan entegre bir sistem, birçok alanda faydalı şekilde kullanılabilir.
- Toplantı odaları, konferans odaları ve toplanma alanları kablosuz bağlanabilen bir ekran için en ideal yerlerdir. Özellikle aynı anda birden çok ekran paylaşılacaksa WPD’ler farklı cihazlardan yapılacak sunumlar ve iş birlikleri için en uygun çözümdür. Üstelik toplantılarda genellikle herkes koltuklarında oturduğundan büyük bir dokunmatik ekran kullanmak gerekli değildir.
- Eğitim odaları da kablosuz sunum ekranlarının birleşik bağlantılarından ve ekran paylaşımından yararlanabilir, özellikle de çift yönlü ekran kaydı yapılacaksa. Eğitim gören kişi ana ekranı göremeyecek olsa bile, eğitmen kendi ekranını tek bir tıklamayla herkesle paylaşabilir. Büyük eğitim alanları (veya okullar) birden çok büyük WPD’ye aynı anda ekran kaydı yapabilir.
- Küçük ve orta büyüklükte sınıflar öğrencilerin tam önüne konabilecek böyle bir ekran için ideal yerlerdir. Özellikle yükseköğretimde ve ders formatı konferans şeklindeyse faydalı olurlar.
- Ticari ekranlar da WPD şeklinde olabilir. Nitekim WPD’lerin başlangıçtaki fonksiyonu, perakende mağazalarda ve halka açık alanlarda büyük formatlı bir ekran olarak kullanılmaktı. Kablosuz hale gelmeleri, veri kablolarına ve sorun yaratabilecek altyapı çalışmalarına olan ihtiyacı azalttı. Bu ekranlar, bir güç kaynağı dışında hiçbir şeye ihtiyaç duymadan açık tutulabilir.
- Ofis iletişimi dijital ekranlar için yeni bir kullanım alanıdır ama şimdiden pek çok faydası vardır. Ofis içerisinde yüksek kaliteli ve dinamik ekranlara sahip olmak, ofis içi iletişimi ve çalışan bağlılığını iyileştirmenin mükemmel bir yoludur. Dijital panoların iletişimi nasıl iyileştirebileceği hakkında buradan daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Kablosuz Sunum Ekranı Ne Zaman KULLANILMAMALIDIR?
Kablosuz sunum ekranları, hazırladığınız sunumlar için harika bir cihazdır ama bazen daha iyi bir seçenek olabilir.
- İş birliği yapılan çok küçük alanlarda (örneğin iki kişilik bir toplantı odasında) paylaşılabilen büyük bir ekrana gerek yoktur. Masaya veya duvara monte edilmiş makul ölçüde bir monitör işinizi görmek için yeterli olacaktır. Daha büyük olan her zaman daha iyi değildir; bu nedenle alanınız için en uygun cihazı seçin.
- Büyük alanlarda (örneğin konferans salonları ve oditoryumlar) sabit boyutlu düz panel ekranlar için uygun olmayabilir. Yüksek lümen sayısına sahip bir projektör, daha büyük görüntüler oluşturabileceğinden bu tip alanlar için daha iyi bir seçenektir.
- İnteraktif sunumlar (örneğin sıklıkla yapılan beyin fırtınası faaliyetleri ve dersler) çoğunlukla ekrandaki öğeleri değiştirmek ve açıklamak için daha doğrudan bir yöntem kullanılmasını gerektirir. Ekrandaki içerikle düzenli olarak etkileşime geçilmesi gerekiyorsa interaktif beyaz tahtalar daha iyi bir seçim olacaktır.
Sonuç Olarak
Kablosuz sunum ekranı (WPD), ortak çalışılabilen ekranların yeni bir türüdür. Gerekli tüm donanımı ve yazılımı entegre halde sunarak paylaşılan bir ekranın kurulumunu ve kullanılmasını basitleştirir. WPD’ler, hantal konferans odası TV’leri ile gelişmiş interaktif beyaz tahtalar arasında kalan bir yerdedir. Gereksiz özelliklere boş yere para vermek istemeyen ve projektörlere bir alternatif arayan kuruluşlara hitap ederler.
ViewSonic CDE7520 kablosuz sunum çözümü hakkında daha fazla bilgi edinin veya buradan etkili toplantıların nasıl düzenlenebileceğini öğrenin.
İş amaçlı kullanılacak en iyi bilgisayar monitörünü seçerken pek çok hususu dikkate almanız gerekir. İşe kendinizin ve işletmenizin ihtiyaçlarını değerlendirerek başlayın. Fakat ekran performansı, ergonomi ve işinize en uygun ekran konfigürasyonu gibi hususları da değerlendirmeniz gerekir. Bunlara ek olarak, bireysel çalışma veya ekip halinde çalışma seçeneklerinden hangisi size uyuyorsa ona özel bazı ayarlamalar yapmanız gerekecektir. Endişe etmeyin: Aşağıdaki rehberde tüm bu hususları değerlendiriyor ve iş amaçlı iyi bir monitörün nasıl seçileceğini gösteriyoruz.
İş amaçlı kullanılacak bir monitör satın alırken bilmeniz gereken her şeyi öğrenmek için okumaya devam edin. İsterseniz ViewSonic’in ofis monitörü seçeneklerine buradan göz atabilirsiniz.
Modern ve ekran merkezli iş yerlerinde, iş amaçlı kullanılabilecek tek bir “en iyi” monitör yoktur. En iyi monitör herkes için farklıdır ve kişisel ihtiyaçlara, çalışma alanına ve görülen işin niteliğine göre değişiklik gösterir.
Herhangi bir çalışan için iş amaçlı kullanılacak en iyi bilgisayar monitörünü belirlemek istiyorsanız monitör seçiminde dikkate alınması gereken hususları bilmeli ve piyasadaki farklı seçenekleri değerlendirmelisiniz.
Üretkenlik: Damlaya Damlaya Göl Olur
Yaptığımız her hareket üretkenliğimizi bir şekilde etkiler. Başka bir ülkede otelde kaldığınızı ve hızlıca birkaç e-posta göndermek için iş merkezine gittiğinizi düşünün. Bu merkezdeki klavyeler farklı bir düzen kullanıyorsa kendinizi uyum sağlamaya çalışırken bulursunuz. Dolayısıyla 15 dakika sürmesi gereken bir görev, mesajlarınız arasında debelenirken bir saat sürer.
Bunun aynısı monitör kullanımı için de geçerlidir: Ekran alanının verimli kullanımı, sayfalar arasında geçiş yapma veya ileri geri tıklama açısından bize zaman kazandırabilir. Normal genişlikte tek bir monitör kullanıyorsanız ve bir elektronik tabloda bulunan bilgileri temel alan bir PowerPoint sunumu geliştiriyorsanız kendinizi sürekli olarak pencereleri küçültürken ve büyütürken bulacağınızdan emin olabilirsiniz.
Kurulumunuzu iki monitör veya tek bir ultra geniş monitör kullanacak şekilde değiştirseniz işinizi çok daha hızlı tamamlayabildiğinizi göreceksiniz.
Ekran Performansı: Renk, Detay ve Dahası
Bazı çalışanların ekran performansının diğerlerinden daha yüksek olması gerekebilir. Bazı iş türleri (özellikle grafik tasarım, fotoğraf, video düzenleme ve CAD/CAM işleri) için, monitörün renk, ayrıntı, yüzey, resim kalitesi ve diğer özelliklerinin günlük performans üzerinde önemli bir etkisi vardır.
Örneğin, işi fotoğraf düzenleme olan bir çalışanın monitörü, renk alanı, ayarlanabilir gama ayarları, mat ekran yüzeyi ve donanım tabanlı renk kalibrasyonu gibi özel niteliklere sahip olmalıdır.
ViewSonic® VP serisi monitörler, işlerinin merkezinde renk kalitesi yer alan profesyonelleri hedefler. Bu monitörler, uzun süreli renk tutarlılığı sağlayan ve bir yazılımla eşleştirilmiş bir renk ölçer içeren ViewSonic® CS-Xri1 Colorbration™ Kiti kullanılarak kalibre edilebilir. Bazı monitörler çift renk motoruna da sahiptir, yani editörler, tek bir geniş ekran monitörde iki ayrı renk ayarını aynı anda kullanabilir ve bu sayede iki monitörün gerekeceği bir iş için tek bir monitör kullanabilir.

Ergonomi: İdeal Çalışma Alanınızı Oluşturun
Araştırmalar, dört saatlik çalışmanın ardından çalışanların yarısından fazlasının çalıştıkları alandan kaynaklanan orta veya şiddetli seviyede rahatsızlık hissettiğini göstermiştir.
Ofis ergonomisi denince aklımıza genellikle sandalyeler, fareler ve klavyeler gelir. Ancak, ergonomik olarak doğru kuruluma sahip olmak istiyorsanız monitörler de büyük öneme sahiptir.
Yanlış monitör gözlerinizi rahatsız ederek göz kuruluğuna, yorgunluğuna, tahrişine ve ek olarak baş ağrısına neden olabilir. ViewSonic’in Flicker-Free teknolojisi, LED arka ışıklarını kullanarak göz yorgunluğu riskini ve bununla bağlantılı diğer sorunları azaltmaya yardımcı olur. Böylelikle iş gününün sonunda gözlerinizin başlangıçta olduğu gibi iyi dinlenmiş hissetmesini sağlar.
Aynı şekilde, akşamları bilgisayarınızda çalışıyorsanız monitörünüzün yaydığı mavi ışık uyku düzeninizi etkileyebilir. ViewSonic monitörlerinin büyük kısmı, mavi ışığı %87’ye kadar azaltma yeteneği sunan dâhili bir mavi ışık filtresine sahiptir.
Fotoğrafçılar ve tasarımcılar için, ViewSonic’in AutoPivot işlevi yatay ve dikey görünüm arasında kolayca geçiş yapılmasını sağlayarak boyun ağrılarını azaltır (ve zamandan tasarruf sağlar). Monitörü döndürdüğünüzde yerleşik bir sensör ekrandaki görüntüyü de buna göre döndürür.
Ayrıntılı görüntü dosyaları üzerinde çalışması gerekmeyenler de ergonomik ayarlamalara izin veren bir dizi özellikten halen yararlanabilir. İş amaçlı kullanım için en iyi bilgisayar monitörleri, her çalışanın kendi özel ihtiyaçlarına göre ayarlananlardır. Diğer bir deyişle, herkese uyan tek bir “en iyi” masa düzeni yoktur.
Buradaki anahtar sözcük, ayarlanabilirliktir. Ekranı eğmenize, döndürmenize, hatta yüksekliğini ayarlamanıza izin veren stantlar, ekranınızı doğru şekilde konumlandırmak için idealdir. Ayarlanabilirlik, sürekliliğe de yardımcı olabilir: Örneğin, birden çok çalışanın kullandığı bir masada herkes, çalışmaya başlamadan önce monitörün yüksekliğini ve açısını kendine göre ayarlayabilir.

İş Birliği
İş amaçlı kullanılacak en iyi bilgisayar monitörlerinden bahsederken nasıl çalıştığımızı zaten dikkate almıştık. Ama en az bunun kadar önemli başka bir husus, kiminle çalıştığımızdır. Uzaktaki bir ekranda yer alan minicik bir metni okumak ve daha önemlisi anlamak için boynunuzu uzatmak veya gözlerinizi kısmak zorunda kalmışsanız yalnız değilsiniz. İş amaçlı en iyi monitörler, grup halinde görüntülemeye kolaylıkla izin verir.
Sık sık masanızın etrafında toplanan bir grup iş arkadaşınız varsa ve hepiniz aynı ekrana bakıyorsanız bunu daha rahat yapabilmeniz için kolayca döndürülebilen bir monitörü tercih edebilirsiniz. Toplantı odası gibi başka yerlerde de duvara monte edilmiş ultra geniş bir monitör, grup halinde görüntüleme için ergonomik açıdan daha rahat olacaktır. Böyle bir monitörün boyutu, hem gözlerinizin yorulmasını engelleyecek ve hem de önemli içeriklerin yakınlaştırılarak görüntülenmesini sağlayacaktır.
Diğer Nitelikler
İhtiyaçlarınıza uygun, iş amaçlı kullanılacak en iyi monitörün hangisi olduğunu belirlemeye çalışırken her ayrıntı önemlidir. Örneğin, odak noktanızın bozulmaması için ekran çerçevesinin dar olması tercih edebilir veya çalışma alanındaki doğal ışık nedeniyle mat bir ekran kullanmamayı seçebilirsiniz.
İş amaçlı en iyi bilgisayar monitörlerini seçmek söz konusu olduğunda kişisel tercihler önemlidir. Zira, en iyi monitör size ve üstlendiğiniz işe en uygun olandır.
Farklı Monitör Kurulumları İş Akışınızı Nasıl İyileştirebilir?
Kişisel ihtiyaçlarınızı ve tercihlerinizi göz önünde bulundurduktan sonra, geleneksel olmayan bir monitör kurulumunun da sizin için doğru seçim olabileceği ihtimalini dikkate alın. Çift monitör kurulumları, ultra geniş monitörler ve kavisli monitörler, iş süreçlerini basitleştirebilen ve kolaylaştıran belirli özelliklere sahiptir.

Çift Monitör Kurulumları
Çift monitör kullanarak çalışan kişilere standart boyutlu tek bir monitöre (yani 16:9 en-boy oranına sahip bir monitöre) geri dönmek isteyip istemediklerini sorarsanız cevap muhtemelen hayır olacaktır. İki monitör birden kullanmaya başladığınızda iki belgeyi veya uygulamayı aynı anda, ileri geri geçiş yapmak zorunda kalmadan görüntülemenin ne kadar kolay olduğunu görür ve buna hızla alışırsınız.
Çalışmalar, iki monitörün yan yana kullanılmasının üretkenlikte artış yaratabileceğini göstermiştir. Utah Üniversitesi’nde 2007’de yapılan bir araştırma, yapılan iş birden fazla açık pencere veya sekme gereeki bir pencereyi büyütmek veya küçültmek için basmanız gereken klavye tuşları ve tıklamalar çok fazla görünmeyebilir; ama yıl boyunca aynı şeyleri yapacağınız düşünüldüğünde bunlar birikerek saatlerle ölçülen bir süreye karşılık geleceklerdir.
Çift monitör kurulumu özel ihtiyaçlarınıza uyacak şekilde değiştirilebileceği için de avantajlıdır. Herkesin birbirinin aynı iki monitöre ihtiyacı yoktur, bazı kişiler farklı şekilde duran ve farklı çözünürlüklere sahip olan monitörleri tercih edebilir. İş amaçlı iyi bir çift monitör kurulumu, herhangi bir ergonomik sorun oluşturmadan bir monitörden diğerine sorunsuz geçmenizi sağlar.

Ultra Geniş Monitörler
Ekran alanını büyütmek isteyen kullanıcıların tek seçeneği iki monitör birden kullanmak değildir. Ultra geniş monitörler, yani 21:9 en-boy oranına sahip ekranlar, çalışmak için daha büyük bir alana ihtiyaç duyan kişiler arasında giderek daha popüler hale gelmektedir. Dahası, yukarıda bahsettiğimiz Utah Üniversitesi araştırması, çifte monitör kullanıldığında meydana gelen üretkenlik artışının ultra geniş monitörler kullanıldığında daha da arttığını göstermektedir.
Ultra geniş monitörler, çift monitör kullanmanın neden olabileceği bazı zorlukları ve dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırır. Birincisi, çerçeve boşluğu, yani iki monitör arasında kesintisiz bir görüntü almayı engelleyen fiziksel boşluk yoktur. Aynı şekilde, birbirinin tamamen aynısı iki monitör kullanıyor olsanız bile, bunlardan biri renk ve tutarlılık bakımından diğeriyle uyumsuzluk yaratacak dalgalanmalar yaşayabilir. Tek bir ekran kullanmak, bu iki sorunu da aynı anda çözer.
Ultra geniş monitörler, çeşitli sektörlerde özellikle yaygındır. Grafik tasarımcılarının ve fotoğraf/video editörlerinin hassas şekilde kalibre edilmiş bir ekranda ayrıntılı çalışma yapmalarına izin verdikleri aşikârdır. Ayrıca görüntünün ekran alanının tamamını doldurması, küçük alanlara odaklanmayı kolaylaştırarak göz yorgunluğunu azaltır.
İşletmeler için en iyi ultra geniş monitörler, farklı görevler veya görünümler arasında kolayca geçiş yapabilmenin önemli olduğu işler için de kullanışlıdır. Kullanıcıların genellikle aynı anda farklı kamera görünümlerine baktıkları güvenlik ve farklı bilgi akışlarını aynı anda izlemeye ihtiyaç duydukları finans sektörleri, akla gelen örneklerden bazılarıdır. Her iki kullanıcı grubu da ultra geniş bir monitör kullanarak tek bir ekrana daha çok pencere sığdırabilir.
Birden çok pencereyi yönetmek isteyen kullanıcıların birden çok seçeneği vardır. Windows 10’daki Windows Snap özelliği, birkaç tıklama yaparak veya tuşa basarak ekranınıza çok sayıda pencere sığdırmanıza olanak tanır.
Monitörünüzün düzenini kişiselleştirmeniz (ve bu düzeni her gün kullanmanız) gerekiyorsa ViewSonic’in ücretsiz ViewSplit yazılımı, ön tanımlı şablonlar veya kaydedilip ertesi günün başlangıcında hemen yüklenebilen ve tamamen özelleştirilebilen düzenler sunarak size daha da fazla zaman kazandırır.

Kıvrımlı Monitörler
Kıvrımlı monitörler, ultra geniş monitörlerin sunduğu avantajların çoğuna sahiptir ve görüntüleme engellerini ortadan kaldırabilecek ek avantajlar sunar.
İş amaçlı kullanılacak kıvrımlı monitörler, eğriliklerinin doğası gereği birçok genel ergonomik sorunu çözer. Bir örnek olarak distorsiyonu gösterebiliriz: Kıvrımlı monitörler, görüntülerini izleyiciye eğimli şekilde doğrudan yansıtarak distorsiyonu azaltabilir.
Aynı şekilde, kıvrımlı monitörler de göz yorgunluğunu azaltır. Kıvrımlı bir monitör, gözlerinizin her şeyi yorulmadan algılamasına olanak tanır. Düz bir monitörün boyutu ise doğal görüş alanınızın aşılacağı anlamına gelebilir. Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanları tarafından 2016 yılında yapılan bir araştırma, aynı işi kıvrımlı ve düz monitörlerde yapan kullanıcıların, kıvrımlı monitörü kullandıktan sonra göz yorgunluğu ve bulanık görme ile ilgili daha az sorun yaşadıklarını ortaya çıkarmıştır.
Kıvrımlı monitörlerin iş amaçlı kullanılacak en iyi bilgisayar monitörleri arasında yer almasının bir başka nedeni de, etkileyici ve içinde kaybolup gidebileceğiniz bir görüntü sunmalarıdır. Kavisli monitörler, bir ekrana bakmadığınız hissini uyandırmak için üç boyutu da (uzunluk, genişlik ve yükseklik) kullanır. Ayrıca düz monitörlerden farklı olarak, çevresel görüş ve izleme açısından da yararlanır. Minimal çerçeveleri, dikkatinizi görüntüden uzaklaştırmadığı için etkileyici görünümlerine katkıda bulunur.
Görüntünün içinde ne kadar kaybolup giderseniz işinize o kadar derinlemesine odaklanabilirsiniz. Basitçe söylemek gerekirse, iş için kullanabileceğiniz en iyi kıvrımlı monitör, dikkatinizi işinizden ayırmamanızı sağlayan bir monitördür.
Kıvrımlı monitörler de ultra geniş monitörler gibi dikkat dağıtan bir çerçeve boşluğu olmadan daha fazla ekran alanı sağlar. Tasarımcılar, fotoğraf editörleri ve görsel işlerde çalışan diğer kişiler bundan fayda sağlayacaktır. Ancak, işiniz metin veya sayı odaklı olsa bile bu monitörler faydalı olacaktır; zira birden çok pencere kolayca yerlerine oturacağı için e-tablonuzu sağ tarafa, sunum dosyanızı ise sol tarafa yerleştirebilirsiniz. Bu sayede, daha az tıklama yapıp zamandan tasarruf edebilirsiniz!
Nasıl Karar Vermelisiniz?
İş amaçlı en iyi PC monitörünü seçerken bir kullanıcının nasıl çalıştığını, işlerinin çoğunu nerede yaptığını, kimlerle ekip oluşturduğunu ve ne üzerinde çalıştığını dikkate almanız gerekir. Moda dergisindeki bir fotoğraf editörü için ideal monitör kurulumu, aynı derginin finans departmanındaki bir analistin ihtiyaç duyduğundan farklı olacaktır. Aynı şekilde, baş editörün ve asistanının kendi kişisel monitör kurulumlarına ihtiyaçları vardır.
Tüm bu hususları ve bir çalışanın kişisel tercihlerini göz önünde bulundurarak, hem sizin ve çalışanlarınızın sağlığı koruyan hem de işleri hızlı ve verimli yapmanızı sağlayan en iyi iş amaçlı bilgisayar monitörlerini belirleyebilirsiniz.
Ekranınızın ne yapması istiyorsanız ona uygun bir monitörümüz var. ViewSonic’in işletmeler, tasarımcılar veya oyuncular için geliştirdiği ekran çözümlerine göz atın.
Sınıf teknolojileri her zaman hoş karşılanmasa da her zaman hayatımızda vardı. Önce teknolojinin eğitimle olan ilişkisinin tarihine kısaca bir göz atacak, ardından bilgisayarlardan akıllı telefonlara kadar sınıflara yapılan bazı modern eklentilere bakacağız. Modern EdTech’in (eğitim teknolojilerinin) avantajlarını ve dezavantajlarını da değerlendireceğiz. Fakat avantajlar, dezavantajlardan çok daha ağır bastığı için, basit bir uygulama kılavuzundan da yararlanmanızı sağlayacağız.
Sınıf teknolojileri hakkında bilmek istediğiniz her şeyi öğrenmek için okumaya devam edin.
Sınıfta teknoloji her zaman vardı. İnsanlar, resmî eğitim tarihi boyunca kitaplardan tabletlere, siyah tahtalardan etkileşimli yazı tahtalarına kadar pek çok öğrenme aracı kullandı.
Teknolojinin kendisi değişirken bazı şeyler hep aynı kaldı. Öğretmenler öğretir, öğrenciler öğrenir ama herkes son teknolojinin eğitimdeki rolü konusunda kararsızdır. Neyse ki, teknolojinin 21. yüzyıl sınıflarına nasıl uyum gösterdiği konusunda kapsamlı bilgi edinmeniz için bu rehberi hazırladık.
Sınıf Teknolojilerinin Kısa Tarihçesi
Teknolojinin eğitimle her zaman tedirgin bir ilişkisi olmuştur.
Bilginin sadece insan hafızasında depolandığı bir dönem vardı. Öğrenciler, büyüklerinin söylediklerini ezberlerdi ve akademisyenlerin uzun diyaloglarını da ezberlemeleri beklenirdi. Bilgiler şarkı, hikâye veya ezberlenmiş dersler yoluyla aktarılırdı: Bu, teknolojisiz bir eğitimdi.
Sonra kitaplar ortaya çıktı. Kitaplar, insanların her şeyi hatırlamak zorunda kalmadan bilginin dış kaynaklarda depolanmasını sağladı. Bozulmadan aktarılabilecek bilgilerin kalıcı bir kaydını oluşturdular. Kitaplar, bilginin depolanmasında ve aktarılmasında bir dönüm noktasını temsil ediyordu; bu nedenle doğal olarak insanlar bunu sevmedi.
Sokrates, kitapları (ve genel olarak yazıyı) bir zayıflık olarak görüyor ve Platon’a şöyle diyordu: “Sizin bu keşfiniz öğrencilerin ruhlarında unutkanlık yaratacak çünkü hatıralarını kullanmayı unutacaklar.” Bunu biliyor olmamızın nedeni, Platon’un bu sözleri yazıya geçirmesiydi.
Böylece eğitimde teknolojinin kullanılmasına direnen “eski muhafızların” uzun çağı başlamış oldu. Okulları ve öğrencileri ilgilendiren her yeni teknolojide aynı hikâyeyi dinledik. Alışkanlıklarını yenemeyen öğretmenler bu yeniliklere hep direndi. Ama yeni şeyler deneyen, hangilerinin işe yaradığını bulan ve daha iyi bir şey ortaya çıkana kadar bu yeni yöntemleri uygulayan genç nesil eğitimciler onları hep yendi. Eğitim tarihi boyunca bu döngü devam etti.
- 1700’lerin sonları – Yazı tahtası sayesinde öğrenciler taşınabilir ve kişisel bir yazı yazma yüzeyi elde ettiler.
- 1890’lar – Siyah tahtalar sınıflarda kullanılmaya başlandı ve sınıfların boyutları büyüdü.
- 1900’ler – Fabrikasyon kalem ve kâğıt üretimi sayesinde öğrenciler çalışmalarının kalıcı kayıtlarını tutabilmeye başladı.
- 1920’ler – Radyoların popülerliği radyo derslerinin ortaya çıkmasına neden oldu.
- 1930‘lar – Tepegöz projektörler kullanılmaya başladı.
- 1951 – Videokasetler ile işitsel ve görsel içerikler sınıflarda kullanılmaya başladı.
- 1959 – Fotokopi makineleri, okulların basılı eğitim materyallerini kendi içlerinde çoğaltabilmesini sağladı.
- 1980’ler – Kişisel bilgisayarlar normal tüketicilerin kullanımına sunuldu.
- 1990 – İnternet, bilgiye eşi görülmemiş şekilde erişilebilmesini sağladı.
- 1991 – İnteraktif beyaz tahtalar kullanılmaya başladı.
- 2005 – Öğrenim Yönetim Sistemleri (LMS) uygulanabilir bir eğitim aracı olarak ortaya çıktı.
- 2012 – iPad sayesinde tablet bilgisayarlar kamuoyunun dikkatini çekti.
EdTech’in kapsamlı bir tarihçesi için buraya tıklayın.
Sınıf Teknolojilerinin Türleri
EdTech’in geçmişi ilginç olsa da muhtemelen öğrencilerinize pek bir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle modern sınıflarda hangi teknolojilerin mevcut olduğundan ve eğitim için ne gibi bir fayda sağladıklarından bahsedelim.

Bilgisayarlar
Hem masaüstü hem de dizüstü bilgisayarlar modern sınıflarda yer almaya devam ediyor. Birçok okulda öğrencilere eğitim yılı boyunca kullanmaları için dizüstü bilgisayarlar verilir. Dizüstü bilgisayarlar, genel derslerde not alma, yazma ve bağımsız araştırma için kullanılır. Bilgisayarlar, kullanılan materyale bağlı olarak derslere daha fazla medya ekleme, dersleri oyunlaştırma ve sınıf arkadaşları veya öğretmenlerle bağlantı kurma fırsatı da sunar.
Güçlü masaüstü bilgisayarlar ise genellikle bilgisayara özel derslerde ve bilgisayar laboratuvarlarında kullanılır; ama sınıfta da bir yerleri bulunur. (Masaüstü bilgisayarlar genellikle her öğrencinin kendi dizüstü bilgisayarına sahip olmasının henüz uygun olmadığı yaşça küçük öğrencilerin eğitimlerinde kullanılır.)
Bilgisayarların sınıfta daima bir yeri vardır ama sınırlamaları olduğunu da unutmamak gerekir. Örneğin, bazı araştırmalar elle not almanın klavyede yazmaktan daha etkili olabileceğini öne sürer (ancak bu henüz kesinleşmiş bir araştırma değil). Ayrıca internet özellikli dizüstü bilgisayarların dikkat dağıtma ihtimali var. Gerçi bunu güneşli günlerde pencereler için de söylemek mümkün.
Sonuç olarak, bilgisayarlar sınıflarda yaygın şekilde kullanılmakta ve o ya da bu şekilde kullanılmaya devam edecek.
Projektörler
Projektörler, 100 yılı aşkın bir süredir sınıflarda değişik biçimlerde kullanılıyor. Fakat modern sınıf projektörleri, tek slaytlık atalarına kıyasla uzun bir yol kat ettiler.
Sınıflarda projektörler öncelikle bir ekran görevi görür. (İnteraktif projektörler de vardır; ama bunları interaktif beyaz tahtalarla ilgili sonraki bölümde ele alıyoruz.) Ekrandaki bilgilerin bir yerden gelmesi gereklidir; bu nedenle çoğu projektör bir bilgisayar veya başka bir cihazla eşleştirilerek kullanılır. Akıllı projektörler bile başka bir cihazdan akış yapmadıkça video veya slayt gösterilerini yürütmekten daha fazlasını yapamaz.
Sınıflarda yaygın kullanılan bir teknoloji olan projektörler göreceli basitlikleri, düşük satın alma maliyetleri ve çok büyük ekranlara yansıtma yetenekleri ile popülerdir. Lambasız projektörlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, eski modellere kıyasla bakım ve kalibrasyon sorunları da daha az yaşanmaktadır. Ancak, projektörlerin gölgeler ve parlama ile ilgili bazı sorunları vardır ve iyi aydınlatılmış sınıflarda verimli çalışmazlar.
Bir projektör sınıfınız için uygun mu? Şu makaleye bir göz atın: Eğitim Amaçlı Bir Projektör Satın Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?
İnteraktif Beyaz Tahtalar
İnteraktif beyaz tahtalar (IWB) bazen interaktif ekranlar ya da dijital beyaz tahtalar diye anılır. Tümünü kapsayan bir terim olan IWB’ler, yüzeylerindeki eylemlere gerçek zamanlı yanıt veren ve bir beyaz tahta olarak kullanılabilen herhangi bir ekrandır. Buna hem projektör tabanlı interaktif ekranlar (bunlar gibi) hem de interaktif düz panel ekranlar (ViewBoard gibi) dahildir.
İvme kazanan interaktif beyaz tahtalar, özellikle interaktif dokunmatik ekranlar çok yönlülükleri sayesinde dünyanın her yerinde giderek daha fazla tercih edilmektedir. Teknoloji, multimedya ve dokunma teknolojilerinin en iyi yönlerini sıradan bir beyaz tahtanın bilinen işlevleriyle bir araya getirirler. Bu sayede bir öğretmen ekranda bir video gösterebilir, internette canlı arama yapabilir, içeriğe açıklama ekleyebilir, hatta cihazları aracılığıyla öğrencilerle paylaşabilir.
Ancak, interaktif tahtaların avantajları kadar bazı dezavantajları da var. Örneğin analog bir beyaz tahtadan kesinlikle daha pahalı ve içerik üretmek için ekstra çaba gerektirir. Yine de, tüm bunlar yeni teknolojilerin hepsinde karşılaşılabilecek zorluklar ve interaktif beyaz tahtalar daha erişilebilir hale geldikçe popülerlikleri de artmaya devam edecek.
Tabletler
Dizüstü bilgisayarlardan bile daha taşınabilir olan ve daha geniş bir görüntüleme ekranı sunan tabletler, eğitim için özel tasarlanmış cihazlar gibidir. Tabletler çok güçlü araştırma araçlarıdır ve hem ağır hem de pahalı ders kitaplarının yerini alabilir. Öğrenciler, onların dokunmatik ekranları sayesinde dijital içerikle klavyeye, fareye veya trackpad’e kıyasla daha sezgisel şekilde etkileşim kurabilirler.
Tabletler, bilgisayarlar kadar çok yönlü olmasalar da daha sınırlı işlevleri dikkat dağınıklığını azaltabileceğinden bu, aslında onlar için bir avantaj. Bununla birlikte, öğrenciler çoklu görev yapmak için e-kitaplardan çok tabletleri tercih ettiklerini kabul ediyorlar. Ayrıca, basılı kitapların özellikle genç okuyucuların gelişiminde oynayacağı bir rol halen bulunuyor. (E-kitapların basılı kitaplara karşılaştırıldığı bu makaleye göz atın.)

Akıllı Telefonlar
Akıllı telefonlar genellikle dikkat dağıtıcı cihazlar oldukları için EdTech tarafından göz ardı edilir; ama değerli bir öğrenme aracıdır.
En basit haliyle, akıllı telefonlar, öğrencilerin destek için akran topluluklarına ve araştırma için internete ulaşmasına olanak tanır. Kendi kendine çalışma için Duolingo ve grup öğrenme etkinlikleri için Kahoot! gibi eğitim uygulamaları da bulunur. Ayrıca, belgelerden kaliteli videolara kadar her şeyi üretebilen çok sayıda medya oluşturma uygulaması da mevcut. İşin gerçeği, çok sayıda öğrenci akıllı telefonlarını zaten ödevlerini yapmak için kullanıyor.
Bu nedenle, telefonun dikkati dağıtması gerçek bir sorun olsa da, eğitimciler onları dışlamak için acele etmemeli. En kötü akıllı telefon bile doğru kullanıldığında değerli bir sınıf teknolojisine dönüşebilir.
Sınıf Teknolojilerinin 5 Avantajı 
Sınıf teknolojilerini derslerinizde kullanmanın pek çok faydası vardır ve bunlardan bazılarını gösteren kısa bir listeyi aşağıda paylaşıyoruz.
- Katılımı ve akılda tutmayı geliştirir. Sınıf teknolojileri, analog versiyonlarında olmayan yeni medya türlerinin kullanılmasına olanak tanır. Dijital eğitim içeriğine değişik etkileşim seçenekleri eklemenin pek çok yolu vardır.
- Farklı eğitim tarzlarına izin verir. EdTech farklı eğitim tarzlarını kullanmayı ve her öğrencinin öğrenme hızına ayak uydurmayı sağlar. Verimli kullanılan sınıf teknolojileri, özel ihtiyaçları olan öğrenciler için kullanılan destekleyici teknolojilerin etkisini iki katına çıkarır.
- İş birliğini teşvik eder.Teknoloji sayesinde bir ödev veya proje üzerinde canlı olarak iş birliği yapıp bilgiyi diğer kişilerle her zamankinden daha hızlı paylaşmak mümkündür. Teknoloji, küçük toplanma alanlarından uzaktan çalışmaya kadar tüm engelleri ortadan kaldırır.
- Öğretmenlere anında geri bildirim verir. Öğrencilerin kendi aralarında paylaşım yapmalarını sağlayan araçlar, öğretmenlerine geri bildirim sağlamak için de kullanılabilir. Bu bildirim cevaplar, sorular, hatta eğitimi geliştirecek tavsiyeler şeklinde verilebilir.
- Öğrencileri geleceğe hazırlar. Teknoloji (özellikle de dijital teknoloji ve bağlantı yetenekleri) günlük hayatımızda giderek daha çok kullanılmaktadır. Tanıdık cihazların yanı sıra tuhaf ve yeni cihazlarla da başa çıkabilmek, her öğrencinin gelecekteki başarısı için önem taşır.
Sınıf Teknolojilerinin 5 Dezavantajı
Gerçeği söylemek gerekirse, sınıf teknolojilerinin çeşitli zorlukları (hatta tehlikeleri de) mevcuttur. Fakat avantajları dezavantajlarından çok daha ağır basar. Mükemmel sistem diye bir şey olmadığından bazı olası sorunların farkında olmak ve onların olumsuz etkilerini azaltmak için çalışmak çok daha etkili olacaktır.
- Öğrencilerin dikkati dağılabilir. Akıllı telefonların sınıfta kötü bir şöhreti vardır ve bazı okullarda tamamen yasaklanmışlardır. Ne var ki onları yasaklamak teknolojilerin uygun şekilde kullanılmasını öğretme fırsatı da dâhil pek çok fırsatın kaçırılmasına neden olur.
- Yönetim gerektirirler. Yeni sınıf teknolojileri, onları kuracak, bakımını gerçekleştirecek ve öğretmenler ile öğrencilere kullanımları konusunda yardımcı olacak IT çalışanları gerektirir. Ancak kurumlar, daha az kaynak gerektiren çözümlerle teknik destek çalışanlarını maksimum düzeyde destekleyebilir. (Şu makaleye göz atın: Eğitim IT Uzmanlarının İnteraktif Dokunmatik Ekranları Seviyor Olmalarının 10 Nedeni.)
- Teknolojik eşitsizliğe neden olabilir. Teknoloji eşitsizliği, her öğrencinin gerekli cihazlara sahip olmayabileceği anlamına gelir. Öğrencilerin kendi cihazlarını kullanmalarını talep eden okullarda, gelir düzeyi ile teknoloji eşitsizliği arasında bir bağlantı vardır. Fakat bu sorun, gerekli cihazların okul yönetimi tarafından tedarik edilmesiyle (özellikle de bir bilgisayar laboratuvarında) çözülebilir.
- Bu dünyadaki hiçbir şey bedava değildir. Bir sınıf için son teknoloji cihazlar satın almak oldukça pahalıya mal olabilir. Bir sınıfı modernize ederken para harcamaktan kaçınmanın bir yolu olmasa da daha uzun kullanım ömrüne ve daha az bakım masrafına sahip olan cihazlar tercih edilerek toplam sahip olma maliyeti (TCOM) azaltılabilir.
- Yüz yüze geçirilen zamanı azaltır. Modern bağlantı seçeneklerine rağmen, insanların bağı her zamankinden daha fazla kopmuş görünüyor. Çoğu kişi, doğrudan iletişim kurmak yerine mobil cihazlarıyla tüm iletişimi filtrelemeyi tercih ediyor. Ancak, kişiler arası doğrudan iletişimi özendirmek için kullanılabilecek pek çok yöntem var ve etkileşimi teşvik eden teknolojik çözümler bunların arasında yer alır. Ya da işin temeline geri dönebilir ve öğrencilerin teknolojiyi bir kenara bırakıp grup ödevlerinde eskiden olduğu gibi birlikte çalışmalarını isteyebilirsiniz.

Sınıf Teknolojilerini Uygulamak
Sınıfınıza biraz teknoloji eklemeye (veya zaten var olanı yükseltmeye) karar verdiniz diyelim. Bu, atmanız gereken ilk adımdır. Peki, bir sonraki adımınız ne olmalıdır? Değişiklikleri uygulamanız veya bunu sizin için yapacak birini bulmanız gerekecektir.
Sınıfınızın teknoloji yeteneklerini yükseltirken dikkat etmeniz gereken birkaç hususu aşağıda listeliyoruz.
Bağlantı
Bağlantılı bir dünyada yaşıyoruz. Yeni cihazlar satın alırken mevcut veri ağınızın bağlantı seçeneklerini dikkate alın. Bağlantı kuramıyorsanız modern EdTech’i tanımlayan (ve kullanışlılığının büyük bir bölümünü oluşturan) kaydetme, paylaşma ve iş birliği özelliklerinden yararlanamazsınız.
- Cihaz ağınıza nasıl bağlanacak? Kabloyla mı kablosuz mu?
- Ne tür bir kablosuz bağlantı kullanıyor? Bluetooth? Wi-Fi? Kızılötesi?
- Hangi türden kablolu bağlantı yapabilirsiniz? DisplayPort? HDMI? USB-C? Thunderbolt?
Entegrasyon
Teknolojinizi ağınıza bağlamanın yanı sıra, cihazların birbirine bağlandığından da emin olmalısınız. Bir sınıftaki öğrenciler hangi cihazı kullanıyor olurlarsa olsunlar katılımda bulunabilmelidirler.
Bu durum yazılım çözümleri için de geçerlidir. Kullandığınız tüm teknolojinizin birbiriyle anlaştığından emin olun. Aynı şirket tarafından geliştirilen cihazlardan ve yazılımlardan oluşan bir ekosistem içinde çalışmak avantajlıdır: Birlikte üretilen cihazlar, sorunsuz şekilde birlikte çalışabilirler.
- İhtiyacınız olan çözüm hangi işletim sistemini gerektiriyor? Windows? Android? iOS? Yoksa cihazın ne olduğu önemli değil mi?
- Veriyi öğrencilere nasıl ileteceksiniz? E-posta? Doğrudan bağlantı? Doğrudan dosya transferi?
- Cihaz bulut depolama servislerine bağlanabiliyor mu? Dosyaları yerel olarak saklayabiliyor mu?

Destek
Kullanıcıların teknolojilerin en iyi nasıl kullanılabileceğini bilmeleri gerekir; ama onları nasıl tamir etmeleri gerektiğini bilmeleri zorunlu değildir. Bakım yapmak, uzman personel tarafından yürütülmesi gereken özel bir iştir. Fakat yeni teknoloji için yeni bir IT yönetimi istihdam etmeyi planlamıyorsanız mevcut ekibinizin yetenekleri dâhilinde çalışmak önemlidir.
Sınıfınızda uyguladığınız teknolojik çözümlerin mevcut destek ekibiniz tarafından desteklendiğinden emin olun. Buna gerekli sistemleri kurmak ve zaman içinde bakımlarını yapmak da dâhildir.
- IT ekibiniz kullandığınız çözüm için zaten bir destek sağlıyor mu?
- Kullandığınız çözüm IT ekibinin eğitim almasını gerektiriyor mu?
- Çözüm, son kullanıcılar tarafından rahatlıkla kullanılabiliyor mu (destek ekibine başvurma sıklığını azaltıyor mu)?
Ayrıca şu makaleye de göz atmak isteyebilirsiniz: Eğitim IT Uzmanlarının İnteraktif Dokunmatik Ekranları Seviyor Olmalarının 10 Nedeni
Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCOM)
Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCOM), bir cihazın veya yazılımın kullanım ömrü boyunca ne kadara mal olduğunu gösterir. Buna bakım, yedek parçalar, abonelik ücretleri ve hatta elektrik gibi tüm gizli maliyetler dâhildir.
Başlangıçta ucuz fiyata satın alınan ürünler bile uzun vadede önemli miktarda harcama yapılmasını gerektirebilir. Örneğin, mürekkep püskürtmeli yazıcılar genellikle çok ucuzdur. Fakat yedek mürekkep kartuşları neredeyse yeni bir yazıcı kadar pahalı olabilir.
Daha pahalı bir çözümün, okulun zamanı ve paranız için daha faydalı olması ve hayal kırıklığına uğramanızı engellemesi mümkündür. Seçtiğiniz çözümün listelenen fiyatına ek olarak, hem donanım hem de yazılım yönünden aşağıdakileri de göz önünde bulundurun.
- Teknik desteğin maliyeti ne? Ücretsiz bir yardım hattı var mı? Onarımları kendi başınıza yapabiliyor musunuz? Yoksa bunun için lisanslı bir personel mi istihdam etmeniz gerekiyor?
- Ürünün kullanım ömrü ne? Değişebilen parçalar ne kadar süre boyunca kullanılabiliyor?
- Bu çözüm para dışında hangi kaynakların (zaman, emek, vs.) kullanılmasını gerektiriyor?
- Hizmet almak veya parça değiştirmek için bir abonelik servisi var mı? Eğer varsa ödeme yapmanın en düşük maliyetli yöntemi (aylık, yıllık, ömürlük, vs.) ne?
Sınıf Tasarımı
Sınıf tasarımı da kullanılacak teknolojik çözümleri belirlerken dikkate alınması gereken bir husustur. Örneğin, son yüzyılda inşa edilmiş hemen her sınıfta, bir tür “ekran” bulunur. Son yıllara kadar bu ekran siyah veya beyaz tahtaydı, yani bu tip tasarımlar bir tür interaktif beyaz tahta kullanmak için daha uygundur.
Ne var ki büyük konferans salonlarında, ViewBoard gibi düz panel interaktif beyaz tahtalar tüm sınıfa erişmek için uygun cihazlar değildir. Bir projektör bu tahtalar kadar etkili olmayabilir ve onlar kadar çok sayıda özellik barındırmayabilir; ama çok daha büyük bir gösterim alanı oluşturacaktır.
En iyi teknoloji çözümünü belirlemeye çalışırken sınıfınızla ilgili aklınızda tutmanız gereken şeyler şunlardır:
- Oda ne kadar büyük? Hangi ekran tüm sınıfın görebilmesi için en iyi seçim olur?
- Eğitim materyallerini kim verecek? Odanın önünde tek ve büyük bir ekranı olan öğretmen mi? Yoksa grup halinde bakabilecekleri küçük ekranlara sahip öğrenci grupları mı?
- Teknoloji, sınıfta bir bölgeye mı odaklanmalı yoksa sınıfın tamamına düzgün şekilde yayılmalı mı?
- Kullanılacak donanımın sınıfta daima sabit kalması mı gerekiyor? Yoksa sınıflar arasında taşınabilecek pratik bir tasarımı var mı?
Sınıfınızda en son teknolojiyi kullanma hakkında burada daha fazla bilgi bulabilirsiniz: Dijital Eğitim DNA’nız – EdTech Yeniliklerine Hazır Olun
Konu Hakkındaki Son Düşünceler
Teknoloji asla öğretmenlerin yerini almayacak olsa da eğitim sonuçlarını iyileştirmek ve öğrencileri dijital bir geleceğe hazırlamak için kullanılabilecek değerli bir araçtır. Eğitim teknolojisindeki her ilerlemede olduğu gibi, okullara daha gelişmiş EdTech araçları eklemeyi şiddetle eleştirenler de var. Modern bağlantı seçeneklerini eğitim alanlarına entegre etmek konusunda halen büyük zorluklar olduğu için endişelerinin tamamen yersiz olduğunu söyleyemeyiz.
Ancak, sınıflarımızı modern kaynaklarla güncellemenin avantajları kesinlikle dezavantajlarından çok daha fazladır. Teknolojik çözümler, yarattıklarından daha çok sorunu çözer. Gelişmiş katılım, daha çok öğrenciye hitap edebilme ve öğrencileri dijital bir geleceğe hazırlama gibi faydalar dikkate alındığında daha çok sınıfın EdTech çözümlerinden yararlanmaya ihtiyacı olduğu açıktır.
Sınıfınız için teknolojik çözümler hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Buradan başlayın: Modern Bir Okul Nasıl İnşa Edilir – Temel Çalışmalarına Eklemeniz Gereken 6 Unsur. İsterseniz öğretmenler ve öğrenciler için neler yaptığımızı öğrenmek için doğrudan ViewSonic’in eğitim çözümlerine de göz atabilirsiniz.